Tuval’de Mutluluğun Rengi

Anlatmaya çalışıyorum bildiğim tek lisanla
Eksik onca noksanla, bana yakışan aksanla.

Şimdi arkadaşlar yemin ederim aksanımı maksanımı değişmeyip direk ben kendi samimiyetimle konuya dalıcam. Tekrar bildiğiniz gibi benliğimi ben olarak tanımladığım beyaz sayfaya bir şeyler yazmaya başladım. Elimde olan tek pankarttaki renklerden bahsedicem. Biraz çiçeklerden, biraz ışıklardan, biraz renklerden, biraz da hislerden.

İnsanlar değişebilir, insanlar yeniden herşeye alışabilir, hayatlar yeni tuvallere renk olarak katılabilir, insanlar tuvallerine yeni renkler katabilir. Yürüdüğümüz uzun siyah şeritli yollarda sadece beyazlara basmak için çaba gösterebilir insan. Renkli kaldırımların uzun bir yol resminde bir yerde kesiştiğini görebilir, sonunun mutluluk olduğunu bir insan düşünebilir. İnsan çok değişik bir varlık, net yani.

Tarifsiz tatlar vardır hayatta, şekeri ilk tattığımız, limonla yüzümüzü ekşittiğimiz, acıyla haykırdığımız. Peki mutluluğun tadı tarifi var mı hayatta? Anlatabilir mi birisi bunu sayfalarca, içindekileri dökebilir mi sayfalarca? Bazen o kadar mutlu oluruz ki dışarıya attığımız gülüşler o kadar içten olur ki, gözlerimizin parlaklığı bizi biz yaptığını aynalara baktığımızda anlarız.

Anlamlı bakışlarımızı ayna karşısında denerken bir anda takılıp gittiğimiz olur. Bu anda aklımıza mutlu olduğumuz şeyler gelir, bir insan geçmişten değil gelecekten mutlu olabilir. Bir insanı geçmişi değil sadece geleceği ümitle mutluluğa bağlayabilir.

Bir çiçek bahçesinde olan tüm renkli çiçekleri koklayabilir bir insan, ama birinde takılı kalır, o kendini bulduğu, bir şeylerin yoluna girip herşeyin değişeceğini düşündüğü bir çiçek olabilir. Tıpkı 4 yapraklı yonca bulduğumuzda cüzdanımıza bir ümitle koyup bereket beklediğimiz gibi düşünün. İnsan o takıldığı çiçeği alıp hayatını değiştirebilir, hayatını ona göre odaklayabilir. İnsan umuduyla yaşar, umudu yoksa insanın geleceğide yoktur.

Sokak lambaları çok şeyi anlatır bize. Yağmur yağarken ışığa bakarak anlarız bazen yağmur yağdığını, bazen dışarı çıkıp dolaştığımızda ahmak ıslatan olduğunu anlarız. İnsan hislerini anlaması için bir dokunuşa veya bir ışığa bakarak çıkaramaz. İnsan fotoğraflara bakıp hislerini kendi içerisinde anlamlandırabilir, insan dediğimiz varlık çok farklı demi. İnsan herşeyi düşünebilir. Yavaştan hislerimize geçelim.

Hislerimi anlatmak için bir sayfa bana yetmez bildiğiniz gibi. Bu benim elimde olan bir şey değil, içimdeki dışarı çıkartmak için susmuyor asla. Herşeyi anlatmak istiyor ama susuyor bazen. Bazen utanıyor o içimdeki insan, dur diyor dur hemen kalkışma, bekle diyor. Ama bu sayfalarda o içimdeki susamıyor, o kadar konuşmak istiyor ki, parmaklarım o kadar hızlı haraket ediyor ki yetişemiyor düşüncelerine. Bir insanı sakındığınız zaman sevdiğinizi anlarsınız, bir insanın mutluluğu ile mutlu olduğunuzda sevdiğinizi anlarsınız. Bu duyguları anlamak için sadece karşınızdakinin size “seviyorum” demesine gerek yoktur. Sevgi duygusunu gerçekten onun mutlu olduğu şeyde mutlu olduğunuzu anlarsınız. Sevildiğinizi de onun sizi düşünmesini söylediğinde anlarsınız, çünkü bir sebebi vardır düşünmesinin.

Bir insanın sevgisini sadece söylediklerinden değil, yaklaşımından, tutumundan, savunmasından anlarsınız. Sevmeyi yeniden korumaya hazır olduğunuzda anlarsınız. Fedakarlığı yapmaya hazır olduğunuzda sevmeye başladığınızı anlarsınız. Samimiyeti bulduğunuzda sevginizi anlarsınız. Sevdiğini veya sevildiğini değil, sevginizi anlarsınız. Öyledir ki aşk sadece sevgilen oluşmaz, öyledir ki insanlar sadece aşk için yaşamaz. İnsanlar birbirlerinin yoldaşıdır, en yakın arkadaşı, sevgilisi, danışmanı, koruyucusu herşeyidir.

Bahsettiğim şeylerde çok ince şeylerle duygularımı aktarmaya çalıştım. Aktarırken kendi lisanımla, kendi aksanımla, kendi fikrimle, kendi duygularımla yazdım. Aklımın içinde bir yerlerde dolaşan tom ve jery gibi kovalamaca değilde, sarılıp manzarada çay içmek bana göre herşeyden çok daha güzel geliyor. Düşüncelerimin, kendimin, hayatımın en sade halidir çay içerken sarılmak. Çay bazen derttaş, bazende en güzel anınızda içtiğiniz nimettir. Sabrınızın sonu hep mutluluğa varır. Ne demişler ” Fikir değişir, insan değişir, kader değişmez “


Merhaba, beni Instagram'da takip etmeyi unutmayın : @tahamumcu
Taha Mumcu
Ben Taha Mumcu, Bilişim sektöründe uzun süreden beri tecrübe edinerek bir yerlere gelmek için çalışmalarına devam eden ve sektörü yakından takip ederek hiç bir veriden geri kalmayan, girişimci ruhu ile tüm işlere elinden geldiğinde çalışma yapan bir girişimciyim. Henüz genç yaşta birçok tecrübeye ulaşan ve koyulan engelleri aşarak bir yerlere gelmek için çaba göstermekten çekinmiyorum.