Kitap

Herşeyin Bir Bedeli Var

Hayatın bir bedeli var, hayatın senden aldıklarının yanında sana verdikleride var. Bir insanı alırken, sana yeni insanlar veriyor. Ama bu insanları neden veriyor, sen bir şeyler öğrenesin diye. Her çiçekten bal al diye değil. Bu yazımda biraz sert, birazda tatlı olucam. Tatlı-serti nasıl yaşatacağımı bende tahmin edemiyorum.

Şimdi hayatımız yıllar arasında geçen, 24 saat içerisinde uyuyup kalktığımız, 60 dakikada iş yetiştirdiğimiz bir döngüye sahip çarka benzer. Bu çarkın içinde hayatımıza devamlı yeni birileri gelir, gider. Yeni bilgiler girer, çıkar. Her gün, her dakika yeni bilgiler öğrenir insan. Ama insan bedeli unutur. Herşeyin bir bedeli vardır.

Gelenler gideni aratır, gidenler geleni çok sever. O kadar çok sever ki, eskisinde öğrendiğinden daha fazla sevgi duyar. Dünyada başka kimse yokmuşçasına sever. Kalanlar ne yapar? Gidenlerin kalana verecekleri bedel nedir? Yaşattıklarına ne ad verilir?

Buna bir isim bulamadım ben. Herşeyin bir bedeli vardır elbet, bunun sonu ölüm değildir asla. Ancak giden, kalanı unuttuktan sonra neye bedel öder? İçimden sildim dedikten sonra hangi bedel ona işler? Hangi sevgi tekrar ona umut verir? Bedeller ağırdır, insan unutmaz hiç bir şeyi.

Akıla yeni biri girdiğinde o bedeller başlar. Öyle bedeller vardır ki, yenisiyle sevişirken eskisiyle sevişir gibi hissedersin. Yenisinin elinden tuttuğunda, eskisine gülüyor gibi düşünürsün. Öyle bir bedel yaşatır ki hayat, sevdiysen herşeyi sana tekrar hatırlatır. Sevmediyse zaten hiç bir şey dokunmaz ona. Çocuk yapar, çocuğuna koyacağı ismi seninle konuşmuştur belki, yada çocuk istemiyordur yeni hayatlar istiyordur, özgür hayatlar istiyordur. Oradada seni çıkarır, sevmediyse sana hiç bir şekilde bir pay bırakmaz. Kapalı kutuya koyar seni, hatırlamaz bir daha. Tecrübe der geçer.

Polyanacılık oynar bazıları, seviyorum diyipte arkadan iş çevirirler. Hayatın insana vuracağı en büyük darbede budur. Ailesinden, dostlarından veya tüm sevdiklerinden kazık yiyen birinin arkasından iş çevirirken ne kadar mutlu olursunuz ki? Onu seviyorsanız o işleri çevirirken ne kadar düşünmeden durabilirsiniz? Acaba şu anda ne yapıyor der misiniz? Eğer gerçekten gülüyorsanız arkasından iş çevirdiğinizde, siz sevmemişsinizdir. Sevgi düşünmekten başlar, sonra ruhla sonlanır. Öyledir ki sevgi, kimisine sigara içerken hatırlatır, kimisine başkasıyla yatarken. Kimisine uykuları haram eder, kimisine günü birlik yaşantıları zorunlu kılar. Sevgiden umut kesmek, dünyadan erişimi kesmek demektir birnevi.

Sevgisinin bittiğini düşünen insan, karşısındakinin yüzüne baktığında heyecanlanıyorsa, ona sarıldığında herşeyi unutabiliyorsa bir anda, el ele yürürken gülebiliyorsa sevgi bitmemiştir. Sevginin bittiği nokta ona sarıldığında hiç bir şey hissetmemektedir. Eğer sevgilinize sarıldığınızda birazcık huzur bulmuyorsanız, bitmişsinizdir demek. Ancak sarılmadan herşeyi bitti sanmanız tamamen kendinizi kandırmanız veya çevre baskısından kandırılmanız olur.

Neyse çok uzattık yazıyı, ben tekrardan fenerim hepinize. Benim karmaşık hayatımdan gene bir parça veriyorum size. Tekrardan sevginizi sorgulatıyorum. Ama bunları hiç bir zaman olmayacak duyguların için yazıyorum. Öyledir ki insan karşısından bir daha sevgi alamayacağını duyduğunda yıkılır. Siz siz olun, karşınızdakine ne yaparsanız yapın, sevemiyorum demeyin. Sevgim bitti demeyin. Bir kere sarılın, kendinizi şartlamadan tüm saflığınızla sarılın. Eğer gerçekten olmuyor derseniz, bu durumu ona en tatlı dille anlatın. Çünkü sizin duygularınız bitti diye karşınızdakininde bitmiş olduğunu düşünemezsiniz. Karşınızdakini kırmadan, dökmeden, yıkmadan söyleyin herşeyi. Mesela farklı insanları istediğinizi asla söylemeyin. Böyle bir düşünceniz var ise karşınızdakini boşluğa atarsınız. Onca mutlu geçirdiğiniz zamanı bir anda karşınızdaki için bitirirsiniz. Ancak sizde biterde, karşınızdakine hiçbir zaman bitmeyecektir bu.

Geçmişi hep hatırlayacaktır, mutlu olduğu dakikaları hep sayıklayacaktır. Uykuları sizin yüzünüzden kaçacaktır. Gerçekten ona bu tarz cümleler söylerseniz, istemiyorum derseniz, sevmiyorum seni artık derseniz, ferman yazarsınız. Sonra ona mutlu ol, iyi ol, mutlu olmanı görmek istiyorum, ben olmadım ama sen ol desenizde faydasız. Siz onu öyle bir girdapa soktunuz ki, öyle bir yaktınız ki, kaç gece uyumayıp kaç paket sigara içecek bilinmez. Gözlerinde damla kalmayana kadar ağlayacak bilinmez. Belkide o kadar kötü olacaktır ki, içinden siyah bir parça çıkacak taş gibi. İşte karşınızdaki, o zaman hayatın ona yaşattıklarının bedelini tekrardan sorgulayacak ve hepsi için bedelini verecek. Peki sizin vicdanınız rahat olacak mı? Olursa, normal tanımadığınız bir insanmış gibi onunla empati kurarak düşünün. Siz böyle bir acıyı kaldırabilir misiniz? Ben söyleyeyim yapamazsınız. İnsanoğlu yaşamadan bilemez. O girdap o kadar kararırki, o mutlu yüzden arkada kalan sadece sahte gülümsemeler, haram geceler, uykulu gündüzler, olumsuz düşünceler kalır. Hoşçakal.

Günün şarkısı


Merhaba, beni Instagram'da takip etmeyi unutmayın : @tahamumcu
Taha Mumcu
Ben Taha Mumcu, Bilişim sektöründe uzun süreden beri tecrübe edinerek bir yerlere gelmek için çalışmalarına devam eden ve sektörü yakından takip ederek hiç bir veriden geri kalmayan, girişimci ruhu ile tüm işlere elinden geldiğinde çalışma yapan bir girişimciyim. Henüz genç yaşta birçok tecrübeye ulaşan ve koyulan engelleri aşarak bir yerlere gelmek için çaba göstermekten çekinmiyorum.

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may also like

More in:Kitap

Next Article:

0 %