Dağların Gölgesini Kapatan Bulut

Gölgesini kapatan kara bulutlaar, kara günleer, kara kara kara selamlar. Öncelikle başlık konusunda tekrardan ağlatıyorum beyazları. Bugün güzel şeyler yazmak istiyor içim, corona döneminde nefes darlığı çeksemde birazcık kalemim şarkılarını yazarken bir yandan buraları boş bırakmak istemedi.

Bahsedeceğim şeyler gölgeler aslında. İnsanın sağa ve sola düşen gölgeleri, dağların kaybolan gölgeleri, evlerin sonsuzluğa büründüğü karanlıklar. Düşünceleri insanın aklını karıştırıyor birazcık, birazda kendi gölgesine takıyor. Mesela ben hep karanlıkta oturuyorum ve önümde ki monitör ışığı arkaya doğru bir gölge veriyor. O gölge bana güven veriyor. Benden büyük ve tüm odayı kaplıyor neredeyse.

İnsanlar gölgelere güveniyorlar, onlara tapıyorlar resmen. Hiç görmediği umutların gölgesine kapılıyorlar. Hiç yaşamayacakmış gibi doyumsuzluklarının gölgesinde kalıyorlar. Bu yazıda çok bağdaştırma yapmak istiyorum, birşeyler birşeyleri betimlesin.

Dağların Gölgesi

Gölgeler çok büyüktür. Dağlarsa dahada büyüktür. Dağın arkası diye bir tabir vardır, “dağın arkasında ki köy” işte orası bizim köyümüz. Orası bizim gölgemiz. Orası bizim karanlıkta kalan yanımız. O dağın arkasında neler var, ne kadar büyük, ne kadar karanlık. Hatta içeriği ne kadar karmaşık. Orman mı? Şehir mi? Yapraklarla mı kaplı? yoksa bembeyaz kar taneleriyle mi?

Güzel şeyler düşünmeli o gölgede insanlar ama bazen bu güzellikler görünmeyebiliyor hatta kötüye yorulabiliyor. O gölgenin karanlığında yaşayan ne canlılar var kim bilir. İnsan gölgesinde ışıktan bile sakındığı ne canlılar, insanlar var. Düşünün bir dağın gölgesinin arkasında kaldığınızı ve yollara vurduğunuzu kendinizi. Uzaklara baktığınızda o gölgenin bittiği ve ışıkla dolu bir yerlerin olduğunu göreceksiniz ya hani. O ışığa doğru koşacaksınız. Gölgenizden kaçmak için, gölgeden kaçmak için, karanlıktan kaçmak için.

Işıklara Doğru

Samanyolu TV gibi dosta doğru koşar gibi ışıklara koşun. Hayatınızın baharıymışcasına o gölgenin bittiği, ışığın başladığı çizgiyi görene kadar koşun. Özgürsünüz ama o ışığı kapatan bir dağ daha çıkarsa karşınıza? Bir insan daha o ışıkları kapatır, bir düşünce daha o ışığı kapatır ve o karanlık gölge biraz daha uzarsa? Yorulacak mısınız? Tabi ki hayır, bir kere gördünüz o doyumsuzluğun gölgesi olmasa bile ona kanarak koşacaksınız. Sanacaksınız ki gölgeden kaçmak hayat kurtuluşu. Karanlıktan kaçmak bir insanın başarısını göstermez. Evin içindeyken bazen içeriye vuran ışıklar, pencerelerin gölgesini yansıtır. O perdenin ardına geçip hiç mi o aydınlığı izlemediniz. O güneşe bakmadınız. Ara ara gelen heveslerle evinizden kaçtınız mı? O akşam güneşinin tadına kandınız mı?

Güzel benzetmeler, güzel cümleler kuruyorum. Kalemim bazen şarkı satırlarına yazarken konuşuyor birde şu lanet beyaz sayfaya. Ama kendimi o kadar ferahlatıyorum ki, kendime o kadar iyi bir seans yapıyorum ki. Bilemezsiniz.

Kendinize sordunuz mu hiç? Gölgem nerede?

İnsanların karanlığını merak etmeyin. İnsanların karanlığı çok karanlık olabilir. Çok karmaşık olabilir. İnsanları tanıdıysanız karanlıkta ateş yakmayın. Orada özgürlük aramayın. O atmosferi kirletmeyin. Çünkü insanı insan yapan gölgesidir, gölgesine gölge düşüren düşüncesidir. Orada yer edinmeyin. Bir iz bırakmayın. Bu izdir insana hasar veren, yaktığınız odunlar yakmaz canını. Öyledir ki dağların manzarasını kapatan bulutlar, düşünmeye imkan vermeyen insanlar, düşünceden uzak olan insanlar. Almayın onları gölgenize, ne olursa olsun almayın.

Düşünmeyen beyinler düşüncesizlere esir olmaktan öteye gidemezler

Taha

Merhaba, beni Instagram'da takip etmeyi unutmayın : @tahamumcu
Taha Mumcu
Ben Taha Mumcu, Bilişim sektöründe uzun süreden beri tecrübe edinerek bir yerlere gelmek için çalışmalarına devam eden ve sektörü yakından takip ederek hiç bir veriden geri kalmayan, girişimci ruhu ile tüm işlere elinden geldiğinde çalışma yapan bir girişimciyim. Henüz genç yaşta birçok tecrübeye ulaşan ve koyulan engelleri aşarak bir yerlere gelmek için çaba göstermekten çekinmiyorum.